İNFAK AYI RAMAZAN
Ramazan ayı, bağışlayıcı bir aydır. İslam dininin 5 temel esaslarından biri olan oruç tutmak bu ay içinde gerçekleşir. Oruç tutan kişi, Allah tarafından bağışlanır ve günahlarından arınır. Bu ayın önemlerinden biri de birleştirici ve barıştırıcı olmasıdır. Müslümanlar ramazan ayı boyunca oruç tutarlar. Ramazan ayı oruç, ibadet ve sabır ayıdır. Müslümanlarca sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak kabul edilen, büyük bir coşku ve heyecanla karşılanan ramazanın başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
1. Kur’ân-ı Kerîm bu ayda indirilmeye başlanmış olup âyet ve hadislerde bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen (el-Kadr 97/3; Nesâî, “Ṣıyâm”, 5) Kadir gecesi de bu ayın içindedir. Bir âyette Kur’an’ın ramazan ayında, bir başka âyette mübarek bir gecede, bir diğerinde Kadir gecesinde inmeye başladığı haber verilmektedir (el-Bakara 2/185; edDuhân 44/1-3; el-Kadr 97/1).
2. İslam'ın beş şartından biri olan oruç bu ayda tutulur (el-Bakara 2/183-185; Buhârî, “Ṣavm”, 1; Müslim, “Îmân”, 8, 9).
3. Hz. Peygamber’in inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek kılan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını bildirdiği ve kendisi de bizzat kılarak ümmeti için sünnet olduğunu gösterdiği (Buhârî, “Ṣalâtü’t-terâvîḥ”, 1; Müslim, “Müsâfirîn”, 173-178) teravih namazı bu aya mahsus ibadetlerdendir.
4. Malî bir ibadet olan fitrenin (fıtır sadakası) bu ayın sonunda ve bayramdan önce ödenmesi gerekir. Bu ayda yapılan diğer yardımların da öteki aylara göre daha sevap ve faziletli olduğuna dair hadisler vardır (Buhârî, “Ṣavm”, 7; Müslim, “Feżâʾil”, 50; Tirmizî, “Zekât”, 28). Bu sebeple, ramazanda ödenmesi gerekli olmamakla birlikte Müslümanlar zekâtlarını bu ayda ödemeyi âdet haline getirmişlerdir.
5. Bu ayın sonunda itikâfa girmek sünnettir. Kaynaklar Resûl-i Ekrem’in ramazanın son on gününde itikâfa girdiğini ve bu âdetini vefatına kadar devam ettirdiğini, onun ardından hanımlarının da itikâfa girdiğini (Buhârî, “İʿtikâf”, 1; Müslim, “İʿtikâf”, 1-5) haber vermektedir.
6. Kütüb-i Sitte’de yer alan bazı hadislerde bu ayda umre yapanın hac sevabı alacağı ifade edilirken (Buhârî, “ʿUmre”, 4; Müslim, “Ḥac”, 221, 222), zayıf olduğu kaydedilen bazı hadislerde ise diğer ibadet ve amellere de öteki aylara göre daha çok mükâfat verileceği bildirilmiştir (İbn Huzeyme, eṣ-Ṣaḥîḥ, III, 191-192; Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakî, Şu’abü’l-îmân, V, 224).
7. Kur’an ayı denilen ramazan ayında çokça Kur’an okuyup tefekkür etmek müstehap kabul edilmiştir. Hz. Peygamber’in Cebrail ile karşılıklı Kur’an okumasına dayanan mukabele uygulaması da bu aya mahsus geleneklerdendir. (TDV İslam Ansiklopedisi Ramazan )
İnfak; Allah'ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdi yardımda bulunması” demektir. Bu bakımdan infak, farz olan zekatı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir. İnfak, genel olarak insanın dünyada kazandığı, kendisine rızık olarak verilen şeyleri, mal ve mülkünü Allah rızası için başkalarına vermek suretiyle elden çıkarmasıdır. İnfak anlayışı; Mülk Allah’ındır, insanlar ise sadece mülk üzerinde tasarrufta bulunma yetkisine sahiptirler. Mülkün sahibi (Allah), tasarrufta bulunana (kula), tasarrufu altındaki malda fakirlerin de haklarının bulunduğunu bildirmiştir.
Hikmeti; muhtaç olana yardım ve onu kendine yeterli bir hale getirmektir. Yani düşkünün elinden tutup kaldırmaktır. Zekat gibi ön şartları olmadığı için infak, malî durumu nasıl olursa olsun, herkese iyilikte ve yardımda bulunma imkanı vermektedir.
Faydaları; dünya malının insan üzerindeki baskısına karşı, insanın sinesini imana ve yüzünü uhrevi aleme yöneltici en mühim faktörlerden birisi infaktır. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma hem içtimai hayatın kalitesini yükseltir hem de umumi huzura büyük ölçüde zemin hazırlar. Medeniyetlerin ve milletlerin gerek inşasında gerekse çöküşünde verme kültürünün (infak) rolü büyüktür. İnfakta Usul; infak eden kişi ve maksadı açısından öncelikle infakın sırf Allah rızası için olması gerekmektedir. İnfakta önemli bir nokta da infak edilen şeyin iyi ve kaliteli olmasıdır. Gizlilik; infak zekat gibi farz ibadet olmadığından gizli bir şekilde ve riya gösterişten uzak verilmesinin Allah katında değeri daha çoktur.
Mümin infak ederken bir taraftan dinin bir emrini ifa etmenin huzurunu yaşarken diğer taraftan da yaptığı hayrın en büyük faydasının kendisine olacağının bilincini taşır ve karşısındaki kişiyi rencide edecek bir tutum içerisine asla girmez. Şayet infakı başa kakarak veya bir bakışla dahi olsa kendisini üstün, karşı tarafı hakir/küçük görecek bir tavırla yapacak olursa “Sadakalarınızı başa kakarak ve eziyetle boşa çıkarmayın.” (Bakara, 2/264.) ilahi fermanının muhatabı olacaktır. Öte yandan “sağ elin verdiğini sol elin görmemesi” temel düstur kabul edilip infak ederken riya ve gösterişten uzak olunması gerektiği hatırdan çıkarılmamalı; verilen malın birilerinin hatırı için değil, Allah hatırı için verildiğinde infak en faziletli ibadet olacağı unutulmamalıdır.
Son olarak, hidayet rehberimiz Kur’an’da bollukta da darlıkta da infak etmek muttaki müminlerin özelliği olarak zikredilmektedir. (Âl-i İmran, 3/134.) Dolayısıyla infak etmek için malın mülkün çok olması da şart değildir; gönlü geniş ve eli açık olup malın esiri olmayan herkes bu vazifeyi ifa edebilecektir.