07.03.2025

Ramazan ve Ahiret Bilinci

Ramazan, her yıl olduğu gibi, yeniden hayatımıza dokunan o mübarek zaman dilimidir. Sadece oruç tutmakla sınırlı kalmayan, ruhumuzun derinliklerine işleyen, kalbimizi arındıran, Allah’a yakınlaşma fırsatıdır. Bu mübarek ay, bize bir hatırlatma yapar: Dünya geçici, ahiret ise ebedidir. Her ne kadar oruç, bedenin açlıkla terbiye edilmesi olarak görünse de, asıl derinlik orucun ruhumuza sunduğu o eşsiz tecrübeyle şekillenir.

Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç size de farz kılındı; umulur ki sakınırsınız.” (Bakara, 183) ayetinde olduğu gibi, oruç sadece bir bedenin açlıkla terbiye edilmesi değil, bir insanın ahiret bilincine kavuşması, bu dünyadan öte bir hayatı hatırlaması için verilmiş bir fırsattır. Oruçla hem dünyevi arzularımızdan hem de nefsimizin isteklerinden sıyrılarak, kalbimizde bir ahiret duygusunun tohumlarını atmaya başlarız.

Ramazan, aynı zamanda ahiret yolculuğuna bir hazırlıktır. "Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa, ya güzel söz söylesin, ya da sussun." (Buhârî, Edeb, 21) hadisi, dilin ve kalbin ahiretteki hesabını hatırlatır. Her kelime, her davranış, bu geçici dünyada kazandığımız sevapların temellerini atar. İftar sofralarında, ellerin birbirine uzanışı, gönüllerin birleşmesi, bir olma duygusu bizlere, ahiretteki birleşmeyi hatırlatır. Oruç yalnızca bir açlık ve susuzluktan ibaret değildir. O, kalbin de oruç tutmasıdır; nefesin her anında Allah’ı hatırlamasıdır. Oruçla insan, sadece nefsiyle değil, tüm ruhuyla oruç tutmaya başlar.

Ramazan'da kıldığımız her namaz, okuduğumuz her dua, tuttuğumuz her oruç, bizi sonsuz bir hayatın beklentisine doğru götürür. Bu bilinçle her anımızı anlamlı kılmak, her adımımızı ahiret için atmak, bizim aslında Allah’a olan en derin bağlılığımızı gösterir. Ahirete inanmak, hayatı doğru yaşamanın temeli, ruhu arındırmanın yoludur. İnsanın kendisiyle hesaplaştığı, ruhunu terbiye ettiği bir dönem olan Ramazan, işte tam da bu yüzden müminler için eşsizdir.

Ve Ramazan, her yıl bir hatırlatmadır: Bu dünya geçicidir, asıl olan ahirettir. Ayetlerde ve hadislerde sıkça vurgulanan “Ahiret yurdu, elbette daha hayırlıdır” (A'raf, 169) gerçeği, bizi o sonsuz hayata doğru adım atmaya davet eder. Bedenimizin acizlikleriyle, kalbimizin istekleriyle her geçen gün dünyaya daha fazla bağlanırken, Ramazan bize ahiret bilincini yeniden kazandırır.

Ve nihayetinde, Ramazan, bizi her şeyden önce kalbimizin derinliklerine çekip, sonsuz bir yolculuğa davet eder. O yolculuk, zamanın ve mekanın ötesinde, Allah’ın rızasına ulaşmak için attığımız her adımdır. Gönüllerimizdeki bu yüce niyetle, her oruç, her dua, her ibadet, bizi o ahiret yoluna bir adım daha yaklaştırır. Dünya ne kadar geçici, ahiret ise ne kadar ebediyse, bizler de her geçen gün, o ebedi hayata doğru bir adım daha yaklaşırız.

Bu Ramazan, hem ruhumuzun derinliklerine inmek, hem de ahiret bilincini içselleştirerek hayatımıza yön vermek dileğiyle...

Uğur BÖLGE

Karacabey Din Hizmetleri Uzmanı